Blog Listesi

“İK’nın Dijitalleşmesi” ya da “Dijital Dönüşüm”

“İK’nın Dijitalleşmesi” ya da “Dijital Dönüşüm”

 

Bu iki kavram son yıllarda sürekli tüm platformlarda karşımıza çıkıyor ve konu hakkında birçok şey söyleniyor. Neyin yanlış, neyin doğru olduğunu söylemek benim haddime değil, ama net olarak söyleyebileceğim bir şey var, bu konularla ilgili çoğu paylaşılan yazıdan hiçbir şey anlamıyorum.

Öncelikle “Dijitalleşme” ya da “Dijital Dönüşüm” ifadelerine takılıyorum. Çünkü bugünün ve bahsettiğimiz konuların bağlamında kelime anlamları ile bakıldığında, ikisi de aslında “dijital” araçların özel ya da iş hayatımızda daha çok kullanılması anlamına geliyor diye düşünüyor insan. Yani çalışmalarımız esnasında daha çok yeni ve gelişmiş telefon, bilgisayar, gelişmiş elektronik cihazlar ya da yazılımlar kullanınca sanki bu işi kotarıverecekmişiz gibi görünüyor.

Öyle olsaydı birçok istatistikte bu tür “yeni ve oyuncaklı” cihazları ve üzerlerinde gelen ya da sonra aldığımız yazılımları kullanmakta dünyada ileri düzeylerde olduğumuz göründüğünden bizim de bu işi çoktan üst seviyelerde becermiş olmamız gerekirdi değil mi? Peki İK’da ya da başka bir iş alanında “Dijitalleşme” ya da “Dijital Dönüşüm” konusunda gerçekten başarılı mıyız? Öyle olsa idi, hala bu kadar yazılar çıkıp bu kadar temel fikirler, yöntemler ortaya atılmazdı; onların yerine daha gelişime yönelik tartışmalar yapardık diye düşünüyorum. Üstelik, etrafıma baktığımda birçok şirkette İK Yönetimi ya da diğer iş kollarında bu “Dijital Dönüşüm” konusunda hummalı çalışmalar ve projelerin başarıya ulaşamamaları konusunda bu kadar yoğun şikâyet de duymazdım. Demek ki iş böyle değil.

Peki nasıl?

Yıllar önce bir müşteri adayımıza İK yazılımlarımızın sunumunu yapıyordum. İK yöneticisi başka bir süreci anlatırken aniden “Sizde performans yönetimi var mı?” diye sordu. Ben de aklıma ne gelmiş olacaksa “Sizde var mı?” diye sordum. Bu sorudan sonra ortalık biraz gerginleşti ve biz satışı kaybettik. O zaman üzülmüştüm neden böyle fevri davrandım diye. Ama şimdi düşünüyorum da yukarıdaki soruya cevap biraz burada yatıyor.

Mesele en iyi cihazları, en iyi teknolojiyi kullanmak değil aslında. “Dönüşüm” kavramı donanımda gelişmeyi değil de “fikren gelişmeyi” ifade etmeli daha çok. Benim yukarıdaki hikayede sorduğum sorum da onu ifade ediyordu. İyi bir “performans yönetimine” sahip olmak için illa çok iyi bir programa ve yüksek kapasiteli bilgisayarlara ihtiyacınız olması gerekmiyor. Öncelikle, performans yönetim sistemini nerede hangi amaçla, hangi kurum stratejinizi desteklemek ve izlemek için kullanacağınızı; sistemden elde ettiğiniz sonuçları da nerede ne zaman ne için nasıl kullanacağınızı biliyor olmanız gerekiyor. Tabii onun da öncesinde vizyonunuz ile uyumlu, düzgün ve güncel bir kurumsal stratejiniz olması gerekiyor. “Dönüşüm” bunu gerektiriyor. Sadece performans sistemleri için değil bu dediğim. Her alanda geçerli.

Sözün özü; anlamlı bir kurumsal stratejiniz yok ise, stratejinizi bir oyun kurar gibi taktikler ve hedefler ile desteklemez iseniz ve bu hedeflere ulaşıp ulaşmadığınızı, sizi hedeflere ulaşmakta nelerin engellediğini anlayamıyor ya da bu engelleri nasıl aşabileceğinizi önceden planlamıyor iseniz, tüm bunları yapabilmek için gerekli veriyi beliremiyor ya da güncel ve düzenli olarak nasıl toplayacağınızı bilmiyor ya da toplayamıyor iseniz, Starwars filmlerindeki ışın kılıçları bile fayda etmez “dijital dönüşüm” adına.